Her yıl dünyada 8 Mart Kadınlar Günü olarak kutlanırken, 2025 yılında halen kadınların eşitlik mücadelesi devam ediyor. 168 yıl önce başlayan bu mücadele gerek hayatta gerek işte yüzyıllar daha sürecek gibi görünüyor.
Ulusal ve uluslararası kurumlar, çalışmalar ve raporlar; eşitlik mücadelesinde koşulların halen kadınların aleyhine olduğunu ortaya koyuyor.
BloombergHT’den Olcay Büyüktaş’ın haberine göre, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle yayınladığı “Kadınlar ve Ekonomi: Pekin Deklarasyonu'nun 30 Yıl Sonrası” başlıklı raporuna, istihdam oranlarında cinsiyet eşitliği için daha 200 yıl gerekiyor.
İş hayatında eşitlik için 200 yıl gerekiyor
Çalışma ortamında erkeklerin yaklaşık yarısı kadar olan kadınlar, konu yöneticilik olunca geride kaldığı görülüyor. Dünyada yüzde 30’a yakın olan kadın yöneticiler, Türkiye’de yüzde 20 seviyesinde bulunuyor.
Kadınlar ve erkekler arasındaki istihdam farkları 90’larda bu yana gerilerken, istihdam oranları halen erkeklerin çok altında kalmaya devam ediyor. 2024 yılında dünyada istihdam oranı kadınlarda yüzde 46,4 olurken, erkeklerde yüzde 69,5 oluyor. Bu oran Türkiye’de de kadınlarda yüzde 31’e karşılık erkeklerde yüzde 64 oluyor.
ILO’ya göre bu hızda ilerlediğimiz müddetçe, istihdam oranlarında eşitliğe ulaşmak için iki yüzyıl gerekiyor.
İş hayatını erkekle domine ediyor
TÜİK verilerine göre, 2021 yılından 2024 yılına çalışan kadın sayısı yüzde 29 artarken, işlerin niteliğine göre aynı dönemde yönetici kadın sayısı yüzde 20 artış gösteriyor. Profesyonel meslek mensubu kadın sayısı da yüzde 17 artıyor.
Nitelikli tarım ve ormancılık su ürünleri çalışan kadın sayısı yüzde 4, hizmet ve satış sonrası elemanları yüzde 53 artıyor.
Profesyonel meslek mensuplarından sonra ikinci en büyük çalışma alanını oluşturan nitelik gerektirmeyen işlerde çalışan kadın sayısı yüzde 33 artarken, aynı kategorilerdeki erkek sayılarına bakıldığında farkın açılıyor.
Çalışan erkek sayısı 2021’de de 2024’te de kadınların iki katı olmaya devam ederek 21 milyon 803 bine ulaşıyor. Çalışan kadınlarda 2021 yılında yüzde 4 olan yönetici oranı 2024’te yüzde 3’e gerilerken, erkeklerde yönetici sayısı 2024 yılı sonunda 1 milyon 432 bine ulaşıyor. Ayrıca çalışan erkeklerde yönetici oranı yüzde 6’da 7’ye çıkıyor.
Erkek yönetici sayısı kadın yönetici sayısının dört katı oluyor.
Ücretsiz aile işçisi deyince kadınlar iki katına çıkıyor
Aynı şekilde 2021 yılı ilk çeyrekte erkek işveren sayısı 1 milyon 106 binden 2024 yılı sonunda 1 milyon 317 bine çıkarken 2021 yılında 160 bin olan kadın işveren sayısı da üç yıl sonra 192 bin oluyor.
İşverenlik durumunda ise durum biraz daha kötü. İşveren erkek sayısı işveren kadın sayısının 7 katına ulaşıyor.
Kendi hesabına çalışan erkek 3 milyon 741 binden 4 milyon 204 bine, ücretsiz aile işçisi sayısı da 823 binden 845 bin olarak ölçülüyor.
828 bin olan kendi hesabına çalışan kadın sayısı 1 milyon 89 bine ve 1 milyon 594 bin olan ücretsiz aile işçisi 1 milyon 717 bin olarak kaydediliyor.
“Kırık basamak”
Söz konusu verilere ilişkin sorularımızı yanıtlayan ve kadınların yönetimlerde erkeklere oranla neden oldukça düşük yer aldığını değerlendiren Yönetim Kurullarında Kadın Derneği (YKKD) Başkanı, Mentor yönetim danışmanlık kurucusu ve INSEAD Business School Yönetici Koçluk Lideri Hande Yaşargil, tüm istatistiklere hakim olmamakla birlikte sistemsel bir planı olmayan hemen her yerde kadınlar daha yüksek eğitim notuyla okullardan mezun olduklarını, işe girişte kadın erkek oranları eşit olsa bile ilk yöneticilik adımında oran 60/40 olarak gerçekleştiğini belirtiyor.
“Buna buna kırık basamak deniyor. Yükseldikçe bu makas açılıyor üst yönetimde 80/20 ile cam tavana geliyor. Yönetim kurulunda ise daha da düşüyor” diyen Yaşargil, ancak kota ya da benzeri yöntemlerle bunu aşmamın mümkün olduğunu çünkü sorunun bir kaynak sorunu olmadığını dile getiriyor.
2011 yılında yönetim kurullarında daha çok kadın için şirketlerarası mentorluk programının ilk basın lansmanını yaptıklarında halka açık şirketlerdeki kadın temsil oranın yüzde 11 düzeyinde olduğunu ve bunun yaklaşık yarısını aile üyelerinden oluştuğunu söylüyor.
“En büyük ihtiyaç bir hükümet politikası”
“Yarattığımız farkındalık ve çabayla oran hızlı bir şekilde yüzde 17 civarına çıktı ama maalesef orada takıldı. Sabancı üniversitesinde her yıl yapılan araştırmanın yeni açıklanan raporuna göre oran bugün ancak yüzde 19’a ulaşabilmiş durumda. Tam 14 yıldır tüm paydaşlarla birlikte çalışıyor ve her paydaş grubuna ayrı destek oluyor olmamıza rağmen bu ilerlemeyi Türkiye Cumhuriyeti’ne yakışır bulmuyorum” diyen Yaşargil, “En büyük ihtiyacın bir hükümet politikası olduğuna inanıyorum. Cinsiyet eşitliği konusunda bizden çok daha iyi durumda olduğunu düşündüğümüz Avrupa bile konuyu kota ya da bir yaptırım olmadan çözemedi. Ve sonunda Avrupa Birliği hem yönetim kurulları için hem de icra kurulları için bir oran hedefi koydu” değerlendirmesini yaptı.
Bir diğer ihtiyacın yönetim kurullarındaki yönetişimimin daha profesyonel olması olduğuna dikkat çeken Yaşargil, “Eğer bir şirket iyi bir yönetişimle bağımsız adaylarını arıyorsa zaten o havuza kadınlar doğal olarak giriyor ama eğer tanıdık bildik sorun yaşamayacağı birisi olsun kriteri ile ilerliyorsa mevcut erkekler kulübü devreye giriyor” dedi.
“Halka açık 191 şirketin yönetim kurullarında kadın yok”
Yaşargil daha yerel özellikleri ve çözüm önerilerini de şöyle özetledi:
“İki Eşbaşkan olarak bu derneğe liderlik yaptığımız Burçak Güven ile birlikte son dönemde Adana, Antep ve Mersin’de toplantılar düzenledik ve gördük ki daha Anadolu ‘ya özel durumlar da var. Burada şirketlerin çoğu aile şirketi ve kadınlar ne kadar çok çalışsalar ve başarılı olsalar bile hala ailedeki eş ve anne hatta kız kardeş rolü ve bununla ilgili sterotipik toplumsal rol beklentileri kadının önünde engel olarak duruyor.
Başka bir sorun da kadına karşı bilinçaltı ön yargılar. Kadınlarla ilgili öyle olmasa bile “çok konuşuyor”, “çok duygusal”, “kadın olduğu için yapamıyor”, “özgüveni eksik” ya da “esas kadınlar kadınları desteklemiyor” gibi pek çok farkında olunmayan ön yargı var.
Şirketlerin bu konuda aksiyon alması için regülatörler kanalıyla ortaya bir vizyon ve plan konması gerekli. Bu olduğu gün sorun çözülecektir. Çünkü ihtiyaç duyulan arz yönetim seviyesinde var, yönetim kurulu seviyesinde de biz bunu sağladık.
SPK bir tavsiye kararını ilk 2011 yılında aldı ve yönetim kurullarında en az bir kadın üye olmasını tavsiye etti. 14 yıl sonra bugün halka açık 191 şirketin yönetim kurullarında kadın yok. Demek ki tavsiye yeterli değil.”
Maaş farkı kapanmıyor!
Kadınların özellikle terfilerde eşitsizliğe maruz kalması; ücret farklılığının da en büyük nedenlerden biri olarak ortaya çıktı.
TÜİK'in İstatistiklerle Kadın 2024 raporuna göre, cinsiyetler arası ücret veya kazanç farkı tüm eğitim düzeylerinde erkek lehine gerçekleşti.
Cinsiyetler arası ücret veya kazanç farkı, erkek ve kadın arasındaki ücret veya kazanç farkının erkek ücret veya kazancına yüzdesel oranı olarak tanımlanmaktadır.
Kazanç Yapısı İstatistiklerine göre, yıllık ortalama brüt ücret-maaş ile hesaplanan gösterge için en yüksek fark yüzde 17,4 ile yükseköğretim mezunlarında, en düşük fark yüzde 13,2 ile yine ilkokul ve altı mezunlarda gerçekleşti. Yıllık ortalama brüt kazanç ile hesaplanan gösterge için ise, en yüksek fark yüzde 20 ile lise mezunlarında, en düşük fark ise yüzde 14,9 ile ilkokul ve altı mezunlarda gerçekleşti.
ILO notlarına göre de çalışan kadınlar hem çalışanlar hem de kendi hesabına çalışanlar dahil 2024 yılında erkeklerin kazandığı her 1 dolara karşılık 77,4 sent kazandı; bu hâlâ önemli bir fark olsa da 2004'teki 70,1 sente göre bir iyileşme anlamına geliyor.